Büyükelçi’nin, Fransa’nın İzmir Fahri Konsolosu Sn. Zeliha Toprak’ın nişan tevdi töreninde yaptığı konuşma (17 Eylül 2017) [fr]

Sevgili Zeliha,
Hanımefendiler, Beyefendiler,
Değerli dostlar,

Sevgili Zeliha, esiniz Muharrem bey ile kızınız Yasemin hanım, yakınlarınız ve bütün dostlarınızla birlikte bu akşam, Fransa ve Türkiye arasındaki o çok kıymetli ilişkilerin hizmetinde yapmış olduğunuz çalışma ve katkılara hürmetimizi ifade etmek üzere bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyoruz.

Keza Fransa Cumhuriyeti, sizi, Napoléon Bonaparte tarafından ihdas edilen ve nişanların en eski ve itibarlısı olan Légion d’Honneur nişanıyla taltif ederek, liyakatlarınıza minnettarlığını ifade etmek istemiştir.

Bu heyecanı ve dostluk anını Zeliha ile paylaşmak üzere bu akşamki törene teşrifleriniz için hepinize teşekkür ederiz.
Gelenek olduğu üzere şimdi, Zeliha hanimin hayatının ve kariyerinin öne çıkan yönlerini hep birlikte yad edelim.

Sevgili Zeliha,

Her şey sizin İzmir’e bağlı olduğunuzu gösterse de, inanması zor ama ailesizinde yerlisi olduğu Sivas ilçesinin Divriği’ndeki küçük kasabasında gözlerinizi açtınız.
Doğumunuzdan sadece birkaç ay sonra Kara Kuvvetleri ordusunda Subay olan ve kariyerini Albay olarak bitirecek olan babanızın İzmir’e atanması ile Sivas’ta fazla kalmadınız. Orada, sizden daha önce gitmiş olan anne ve baba tarafından bir kısım aile ile Kurtuluş Savaşı sırasında savaşan ve o zaman da şehrin garnizonunun komutasını üstlenen bir amca buldunuz.

Daha sonra, babanızın atamalarına istinaden Türkiye-Suriye sınırları içinde bulunan Mardin yakınlarındaki Savur’un güzel şehrinde 9 yaşından 12 yaşına kadar kaldınız. Duygusal olarak bağlı kaldığınız ve çok sağlam arkadaşlıklar kurduğunuz bir şehir.
Daha sonra Bursa’ya, sonra Denizli civarı Kale’ye taşındınız. Kale’de bir lisenin olamaması, liseyi İzmir Kız Lisesi’nde yatılı olarak okumanıza neden oldu. Lise eğitiminizi, babanızın orduda kariyerine son verdiği ve yeni bir girişimcilik kariyerine başlayarak emekliye ayrıldığı, buraya da çok uzak olmayan Tire’de bitirdiniz.

O zamanlar, dilimizin tek bir cümlesini dahi konuşmuyordunuz, ama babanız ve amcanız yüksek eğitiminizi Fransa’da gerçekleştirmeniz gerektiğine karar verdiler. - askeri akademisinde aldıkları Fransızca eğitimin özlemi anısına-
Onlara teşekkürler! Besançon’da bir macera‘ya gittiniz ve Uygulamalı Dilbilim Merkezi’nde Fransızcayı öğrendiğiniz.

Bazen sizi gözetmek için gelmiş ve çok şiddetli bir şekilde özlemiş olduğunuz beyaz peynir ve diğer sucukları getiren babanızın eşliğinde, yeni ev sahibi ülkenizi gezmeye başladınız.

Lisansınızı, Besançon Üniversitesi’nde modern harflerle tamamlayıp, 1978 yaz tatillinde, kaderiniz İzmir’deki Başkonsolosluğumuz ile karşılaştı.
Konsolosluğa geldiğinizde, dönemin Büyükelçisi Emile Cazimajou’nun huzurunda Konsolosluğun gül bahçesinde (bugün Tevfik Fikret’teki dostlarımız tarafından kullanılmakta olan) ertesi gün düzenlenen bir resepsiyona davet edildiniz.
Konsolosluğun ticari bölümünde size bir iş imkân teklif edildi – seleflerimizin o zamanki dâhiyane fikri- (o zamanların ekonomi genişleme poziyonu). Derhal işe alindiniz ve sahadaki beceriniz ve insanlar ile aranızdaki iletişim ile harikalar yarattınız.

5 sene sonra, 1983 senesinde yeniden yapılanma projesi çerçevesinde Başkonsolosluğumuzun kapatılması kararı alındı. Daha sonra, özellikle şiddetli bir kış döneminde, birkaç ay daha binada kalmakla sorumlu oldunuz ve kaloriferlerin kapatılmaması için büyük bir caba sarf etmek zorunda kaldınız.
İşinizi bırakma esnada, -tekrar üniversiteye dönerek edebiyat okuyup daha sonra üniversitede öğretim üyesi olmayı düşüncesi ile- kararınızı değiştirtecek olan izleme stratejisini belirlemek için Quai d’Orsay’den İzmir’e gönderilen iki müfettiş Michel Boyer ve France de Hartingh ile karşılaştınız.

Bu şehirde Fransız varlığının izlerinin hâlâ o kadar güçlü olması ve özellikle ekonomik ve kültürel kazanımlarımızın bizim için çok önemli olması, her ikisinde de hizmetlerinizi bırakmanın ne kadar anlamsız olacağının farkında varmışlardı. İzmir’de bir Konsolosluk Ofisinin acık kalmasına karar verildi. Daha sonra, size Fransa ile İzmir arasındaki bağların güçlendirilmesi için çalışmalarınıza devam etme imkânı veren yeni bir kariyere başladınız.

İki yıl sonra, Büyük İzmir Uluslararası Fuarı’nda Fransız varlığını yönetip koordine ederek ekonomi diplomasi için yeniden hizmet vermeye başladınız. Açılışa gelen zamanın Dış Ticaret Bakanı olan Alain Madelin, kalitelerinizden ve aynı zamanda İzmir ve Ege kıyılarında bulunan potansiyelden öyle çok etkilenmiş ki, sizi yeniden işe alma talimatı vermesi üzerine zamanınızı hem konsolosluk bürosunun yönetimine hem de ticari hizmetlerin bir delegesi olarak paylaştınız.

2002 yılında Fransa’nın İzmir Fahri Konsolosu olarak göreve başladığınızda neredeyse 20 yıldır çalışmış ve aslında hem kent yetkilileri hem de İstanbul Büyükelçiliği ve Büyükelçilikteki meslektaşlarınız tarafından da böyle tanınmıştınız.
Bu 40 yıllık çalışma süresince yaptıklarınızı listelemeye çalışmak - ve bitmedi! - gerçek bir mücadeledir. Günümüzde birçok Fransız, hayatlarının zor bir döneminden geçtikleri bir esnada onlara yardım ettiğiniz için size takdirlerinizi gösterebilir. Topluluğumuzun hizmetinde ekonomik seminerler düzenlemek veya toplantılar düzenlemek için resmi delegeleri ağırlamak veya çok zor durumlarda çözümler bulmak için, kaç geçenizi ve hafta sonununuz harcadınız, tıpkı Şubat 2015’te, Dış Ticaretten sorumlu Bakanımızın uçağının, bir kar fırtınasını takiben İstanbul’dan İzmir’e iniş yapması gerektiği günkü gibi.

Günlük faaliyetlerinizden duyduklarım ve gördüklerimden, olağanüstü insaniliğiniz ve mesleki nitelikleriniz ile meslektaşlarınız, irtibatlarınız ve sizinle iletişimde olan herkes tarafından takdir edilen bir insan olduğunuzu fark ettim: Fransa ve Fransız Türk ilişkisi tutkunuz, iletişim yönünüz, empatiniz ve söylemek gerekirse şefkatiniz ve iyimserliğiniz ile. Efsanevi hevesiniz ve verimliliğiniz, farklı durumlarda ortaya koyduğunuz kıvrak zekânız ve her daim elverişli durumunuz ve hepsini bir gizlilik çerçevesinde yürütmeniz sizi onurlandırdığınada ekliyorum.

Siz, sevgili Zeliha, ofislerimizin sadece en değerli ve esası kişisi değil, aynı zamanda Enstitünün, Tevfik Fikret Lisesi ve eski Başkonsolosluğumuz tarafından oluşturulan " İzmir’deki Fransız mahallesinin" ruhusunuz!
Bu gece de bu mahallenin bir başka ruhundan, bu muhteşem binayı yeniden canlandıran Lucien Arkas’tan bahsetmek için bu fırsatı değerlendirmek isterim.

Biliyorum ki sizde bizler gibi her zaman onun desteğine güvenebildiğinizin farkındayım ve bu akşam, şükranlarımızı, saygılarımızı ve dostluğumuzu ona da iletmek isterim!
Elbette, 1989 yılından beri sizinle birlikte olan, ayni zamanda hem doktor kariyeriyle hem de siyasi taahhütleriyle ve ayrıca yerel konsolosluk birliklerinde meslektaşlarınızdan, zira ailesinin de yerlisi olduğu Kosova’nın Fahri Konsolosu olan eşiniz Muharrem’ ide selamlamayı isterim.

Aynı zamanda yarın Batuhan ile evlenecek olan kızınız Yasemin’i düşünerek tüm dünyanın mutluluğunu diliyoruz.

Sevgili Zeliha, örnek teşkil eden kariyeriniz ve ülkelerimiz arasındaki müstesna ekonomik ilişkilere katkılarınızdan dolayı, bu akşam Fransa Cumhuriyeti’nin size olan minnettarlığını ve şükranlarını sunmaktan son derece mutluluk duyuyorum.
Sayın Zeliha Toprak, Cumhurbaşkanı adına sizi, Légion d’Honneur Şövalyelik nişanı ile taltif ediyoruz./.

Yayınlanma tarihi: 28/09/2017

Sayfa başına dönmek için