Büyükelçisi’nin « Türkiye ve Diğer Akdeniz Ülkelerinde Coğrafi İşaretler ve Yerel Gıda Değer Zincirleri Yönetişimi » konulu 3. Uluslararası Antalya Semineri münasebetiyle yaptığı konuşma, 11 Ekim 2012 [fr]

Türk Patent Enstitüsü Sayın Genel Müdürü,

Antalya Akdeniz Üniversitesi Sayın Rektörü,

Uluslararası Akdeniz Yüksek Tarımsal Araştırmalar Merkezi Sayın Müdürü,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Yerel Gıdaları ve Akdeniz Ülkelerinde Coğrafi İşaretleri konu alan 3. (Üçüncü) Uluslararası Antalya Semineri münasebetiyle bugün sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

« Toprağa dair konulardan » bahsetmek bazen biraz da eski kafalı biri gibi görünmek riskini almak demek, sevimli ama eski kafalı.

Ancak, bu tespit çok yanlış. Zira bugün Fransa büyük bir tarım gücü ise, şarap ve peynirlerimiz dünya çapında tanınıyorsa, bunu özellikle, Fransız yerel ürünlerinin ulusal düzeyde tanınmasını ve tanıtılmasını sağlayan « Fransa Köken Adlandırma Enstitüsüne » borçluyuz.

Ayrıca bugün Fransa dünyada en fazla sayıda turiste ev sahipliği yapan ülkelerden biri ise, bunu da teruarlarının, bir başka deyişle « yörelerinin » kimliğini muhafaza etme hassasiyetine borçlu. Fransa’nın teruarları bizim gururumuz. Zira, ülkemizin zenginliğini ve çeşitliliğini sağlayan, işte bu yüzyıllara dayanan kültürel ve gastronomik geleneklerimizdir.

Toprağımızın zenginliğine duyulan ilgi, çoğu zaman atalarımızdan kalan bilgi ve tecrübelere duyulan saygı ve toprağa ve nitelikli ürünlere duyulan sevgi Türkiye ve Fransa’yı birbirlerine yaklaştıran özellikler. İşte bu nedenle Fransa en başından itibaren, Akdeniz Üniversitesi Ekonomik Araştırmalar Merkezi ile Montpellier Akdeniz Tarım Enstitüsü’nün söz konusu girişimlerine ortak olmayı arzu etti.

Bu seminere evsahipliği yapan Türkiye 1994 (bin dokuz yüz doksan dört) yılında, Adana kebabı, Afyon kaymağı, Rakı, Anamur muzu, Antep baklavası gibi sizlerin de bildiği ve sevdiği birçok yerli ürün ve markaları tescillendiren ve koruma altına alan Türk Patent Enstitüsü’nü kurdu.

Şirketlerimiz vatandaşların satın aldıkları ürünlerin beklentilere, zevklere veya sağlığa uygunluğunu sağlamak üzere gerekli düzenlemeleri yapmakla yükümlüler.

Bu da Akdeniz’in, tarih boyunca ve kendi bölgelerinde isim yapmış yerli gıda ürünlerinin değerlendirilmeleri konusunda daha etkili bir çalışmayı gerektiriyor. Ayrıca, doğaya ve çevreye saygı duyarak geleneksel yöntemleri devam ettirme kaygısı güden çiftçilerin gayretlerinin de gerçek anlamda takdir edilmesi de gerekir.

Söz konusu hedeflere ulaşmak için şu ortak çalışmaları gerçekleştirmemiz gerekir :

-  teşebbüs, bölge ve bilgi/beceri anlamında yerel gıda ürünlerinin toplu olarak tanımak,
-  söz konusu ürünlerin dağıtımını sağlayarak ve bölgeye entegre olmuş tutarlı bir ekonomik teşebbüse dahil ederek bu ürünleri yaşatmak,
-  bu ürünleri sahteleri veya kötü taklitleri karşısında korumak.

Sizlere tecrübeden, tarihten ve geleneklerden söz ettim. Ancak gelecekten ve yenilikçilikten bahsetmek de bir o kadar önemli. Zira, yerel ürünler de zevklere, yeni teknolojilere veya yeni yönetmeliklere göre geliştirilmeliler.

Hiç kuşkusuz, bu konu da tartışmalarınızın merkezinde yer alacaktır.

Hepinize çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Yayınlanma tarihi: 18/10/2012

Sayfa başına dönmek için