CEDEFI Başkanı Sn. Lerminiaux’nun konuşması (13 Kasım 2014) [fr]

Sayın Büyükelçi,
Sayın Rektörler,
Hanımefendiler ve Beyefendiler,

Türkiye’deki yüksek öğrenim kalitesinin mükemmelliğine uzun zamandır inanıyorum. Bu nedenle, sizleri daha da iyi tanımak, sizlerle tanışmak, kurumlarımızı birbirine yakınlaştırmak, eğitim programlarımızı ve hedeflerimizi sizlere sunmak üzere buraya gelmek istedim.

Müsadenizle, öncelikle burada temsil ettiğim mühendislik okullarından kısaca söz etmek istiyorum.

Fransa’da, teknolojinin gelişimi, geleneksel bir şekilde üniversitelerin çevresinde gerçekleşti. Üretimin payına düşen bilgi, Napolyon döneminden bu yana, esas olarak mühendislik okulları bünyesinde oluşturuldu.

Birçok ülkeden farklı olarak, Fransa’da, mühendislik diploması, sadece üniversiteler içerisinde mevcut olabilen ve bağımsız Mühendislik Unvanları Komisyonu (CTI) tarafından akredite edilmek zorunda olan «Mühendislik Okulları » tarafından verilebilir. Başkanı bulunduğum Fransız Mühendislik Okulları Müdürleri Birliği, sayıları 200’ü bulan (Politeknik, Merkez, Madencilik, vs gibi) Fransız mühendislik okulları’nın tamamını yasalar nezdinde temsil eden organizasyondur.

Bu organizasyon, kendileriyle halihazırda kurulu iş ilişkilerimiz olan ve birlikte Avrupa düzeyinde oldukça güzel sonuçlar veren ortak faaliyetler yürütmekte olduğumuz, Alman HRK ve Polonya’daki CRASP gibi yabancı muadilleri ile iletişimi sürdüren makamdır.

Fransa, çok sayıda yabancı öğrenciyi ağırlayan, öğrenciler için çekici bir ülkedir : yabancı öğrenciler okullardaki unsurların %14’üne tekabül ediyor ve son olarak gerçekleştirilen bir araştırma sonuçlarına göre, yabancı öğrencilerin %90’ı ülkemizde geçirdikleri öğrencilik yıllarından memnunlar.

Dahası, « Fransız usulü » mühendislik eğitimi, yabancı ülkelerde her geçen gün daha da fazla tanınıyor. Bu eğitim, herşeyden önce bir uzmanlık eğitimidir. (İngiliz Üniversite Sıralama Kurumu) Times Higher Education, mühendisliğe ilişkin bilgi birikimi konusunda Fransa’yı, dünya sıralamasında (Almanya ile aynı düzeyde) dokuzunculuğa yerleştiriyor. Bu sebepledir ki eğitim modelimiz, gün geçtikçe daha fazla başarı elde ediyor : Fransız okulları, birçok okul ortaklığının mevcut bulunduğu Fas’ta kendilerine yer bulurken, eğitim müfredatları Çin’de Mandarinceye çevriliyor. Geçen sene, mühendislik diploması, Amerika Birleşik Devletleri’nde, görüşleri kabul gören ulusal bir dernek olan AACRAO tarafından Yüksek Lisans düzeyinde tanındı.

Tıpkı Türk üniversiteleri gibi, bizim okullarımız da çok seçicidir. Okullarımızda verilen eğitim, yoğun temel bilimler içerikli iki yıllık bir genel müfredat eğitimi ve bunun ardından gelen üç yıllık derin uzmanlık eğitimi şeklindedir. Eğitim dönemi süresince, şirketlerle olan bağlara çok değer verilir ve öğrencilerin, bir şirket veya bir laboratuvarda (6 aydan fazla) en az 28 haftalık toplam staj süresini yerine getirme zorunluluğu vardır. Bu pratik boyut, bilgiden daha ziyade istenilen yeterliğe erişebilme hedefi üzerine kurulu bir eğitim yoluyla özendiriliyor. Ve bir mühendisin, bir projeyi veya karmaşık bir organizasyonu yönetebilmesi gerektiği düşünüldüğünde, ona sadece teknik yeterlik sağlayacak bilgiler vermekle yetinmeyip, sosyal veya iktisadi bilimler gibi, toplamda göreceği ders müfredatının %30’unu temsil eden dersler aracılığıyla kendisine bir mesafe edinme ve geniş bir bakış açısı yakalama kapasitesi kazandırmayı amaçlıyoruz.

Aldıkları eğitimin ardından mühendisler, sorumluluk almayı gerektirecek pozisyonlar için uygun yeterliğe ve mezun olur olmaz işe alınmalarını sağlayacak bir deneyime sahip oluyorlar.

Yine de, kurumlarımız, bugün küresel ölçekte yüksek öğrenim alanındaki rekabetten galip çıkabilmek adına gerekli büyüklüğe erişebilmek için büyümek veya birleşmek zorundalar.

Bu bağlamda, Türk mühendisliği, özellikle hızlı büyüme gösteren Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) ve Teknokentler aracılığıyla, sahip olduğu yüksek öğrenim kurumlarınızın her seviyeden eğitimi birleştirebilme ve çok önemli araştırma değerlendirme yöntemleri oluşturabilme kabiliyetiyle, yüksek öğrenim alanında bir büyüme ve başarı modelidir.

Bugün Fransa, bu istikamette ilerliyor ve bu sebeple güçlü bir işbirliği içerisinde yer almak ülkelerimizin her ikisinin de yararına olacaktır. Özellikle havacılık ve uzay araştırmaları ve enerji alanlarında Türkiye’nin teknoloji geliştirme konusundaki mevcut büyük ihtirasları, mühendislik okullarımız ile üniversitelerinizin bundan böyle birlikte çalışmaları gerektiğine dair inancımızı güçlendiriyor.

Bu anlayış doğrultusunda, hedeflerimiz, her iki yönde de, denge oluşturacak şekilde, bir öğrenci değişim akışını geliştirmek için gerek duyulan koşulları yaratmak, bir MOU oluşturabilmek ve kurumlarımız adına ortak diplomalar verebilecek düzeye gelmek için bir yakınlaşmanın temellerini atmaktır.

Teşekkür ederim.

Yayınlanma tarihi: 19/11/2014

Sayfa başına dönmek için