Eski ve Yeni Türkiye’nin dostu: Claude Farrere

Fransız yazar Claude Farrere’in değişmeyen yönü, Türk halkına, Türk insanına karşı duyduğu sevgidir. Farrere, hangi rejimle yönetiliyor olursa olsun, Türkiye’nin savunucusudur.

Pınar Dost, Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü Doktora öğrencisi

İstanbul’a olan aşkları, denizci olmaları, İslam’a ve Doğu’ya olan ilgileri, kamuoyunda ve kitaplarında Türklerden hayranlıkla bahsetmeleri, takma isimler kullanmaları gibi birçok ortak özelliklerine rağmen, Türkiye’de Claude Farrere, takipçisi olduğu Pierre Loti kadar tanınmaz.

Oysa Loti gibi Farrere’de, Türkiye için kritik dönemlerde bu ülkenin yanında tavır almış ve Türkiye üzerine yazılar yazmış, Fransız kamuoyunda Türkiye’nin sesini duyurmuştur.

1902’de Fransa’dan “Türk düşmanı” olarak yola çıkıp, 1904’te tepeden tırnağa “Türk dostu” olarak İstanbul’dan ayrıldığını söyleyen Farrere’i, Türk olan her şey coşkulandırır:

Türk şehirlerinin ve kadınlarının güzelliğine, erkeklerinin karakterine hayrandır. Kitaplarını dahi Hicri Takvim’e göre tarihlendirir; İslam karşıtlarını kişisel düşmanları olarak görür.

Bu nedenle Farrere “Jön Türk Devrimini” benimsemez:

“Bir sürü işe yaramaz (...) güya Jön Türkler, ne Türk ne de genç...” gibisinden sözler sarf eder ve Türkiye’yi, onu yöneten İttihat ve Terakki ile karıştırmamak gerektiğini vurgular.

Devrim’in “Avrupa doğumlu, eğitimli ya da kültürünü almış zorla Türk denebilecek” 200-300 bin adam tarafından 12-15 milyon kişinin isteğine karşı yapıldığını söyler.

Jön Türkler’i en çok da, İslam’a karşı tutumlarından dolayı eleştirir: “Genç Türkiye, Kuran’ı küçük gördü. Jön Türkler eski yasayı kaldırdı, padişahı görevden aldı ve bir sürü kanlı yenilik öngördü”.

Jön Türkler karşısındaki bu olumsuz tutumuna rağmen Farrere, siyasi alanda Osmanlı İmparatorluğu’nu destekler. Trablusgarp’a saldıran İtalya karşısında Türkiye’yi savunan yazılar yazan Loti’ye arka çıkan Farrere, ilk ciddi tavrını da Balkan Savaşları sırasında gösterecektir.

17 Ekim 1912’de L’Intransigeant gazetesinde Türk yanlısı ilk makalesi yayımlanır; Claude Farrere, Selanik’te Müslümanların maruz kaldığı kırımlardan bahsetmektedir.

Abdülhamid rejimi taraftarı olan Fransa, Jön Türk rejimine (İttihat ve Terakki iktidarına) sıcak bakmaz; ama Farrere ve Loti, hükümetlerinin tutumunun aksine, bu dönemde Fransız kamuoyunda Türkiye’yi sevdirmek için kampanya başlatırlar.

Daha sonra, 5-23 Haziran 1922 tarihleri arasında Farrere, Türkiye’ye yeniden gelir. Bu, ses getiren bir ziyaret olacaktır. İstanbul’da 13 gün geçirip padişah Vahideddin ile karşılaştıktan sonra, İzmit cephesinde, ordularının başında bulunan Mustafa Kemal ile de görüşür.

Mustafa Kemal’in Farrere’in gelişi şerefine halkın önünde yaptığı konuşma ülkede büyük yankı uyandırır. Farrere, Mustafa Kemal’den çok etkilenir ve ondan hayranlıkla bahseder:

“İnanılmaz bir kendine hakimiyet, hiçbir şeyin kıramadığı bir irade, en sabırlı, en sabit dikkat ve düşünme gücü; işte bu son derece hareketsiz yüzün ortaya koydukları. Herhangi bir gülüşün bu cizgileri yumuşatması imkansız gibi gözüküyor. Oysa o gülüş bir anda geliyor, hem de şaşırtıcı bir yumuşaklıkla”.

Farrere bu seyahatten sonra kendini sadece “Türkiye’nin ve Türk halkının çok değerli dostu” olarak değil, aynı zamanda Mustafa Kemal’in dostu olarak da tanıtır.

(...) Savaşın bitmesinden kısa süre önce kaleme aldığı bir makalede Farrere, Türk zaferinin yakın olduğunu yazacaktır. Daha önceleri de, 1921 yayımlanan bir eserinde, Kurtuluş Savaşı dönemindeki Yunan zulmüne dikkat çekmiştir: “İzmir’de, Yunanlıların çıkarması sırasında savunmasız Türk halkına yapılan hakaretler, cinayetlerin vahşiliği, tecavüzler, işkenceler, tüm bunlar (...) saygınlığını yitirmiş ipek Yunan bayrağı üzerinde, bir çamur ve kan lekesidir”.

Aslında Farrere’in Haziran 1922’deki Türkiye seyahatinin bir de gizli amacı vardır: Farrere’i Mustafa Kemal ile görüşmeye yollayan, İstanbul’daki Fransız Yüksek Komiseri General Pelle’dir.

Farrere’in görevi, Mustafa Kemal’in kurmayı düşündüğü siyasi rejim üzerine bilgi almak ve Lozan Konferansı’nda İttifak Devletleri’nin teklif edeceği Anadolu’ya bir araştırma komisyonu gönderme fikrini kabul ettirmektir.

Claudee Farrere Osmanlı döneminden genç Türkiye Cumhuriyetine kadar uzanan süreçte, kimi zaman Türkiye’deki yönetimi savunmuş, kimi zaman da ülkedeki yenilikleri eleştirmiştir.

Ancak Claude Farrere’in değişmeyen yönü, Türk halkına, Türk insanına duyduğu sevgidir. Farrere, hangi rejimle yönetiliyor olursa olsun, Türkiye’nin devamlılığına inanmış ve bunun savunucusu olmuştur.

Yayınlanma tarihi: 15/02/2007

Sayfa başına dönmek için