Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Ekselansları Sayın Charles FRIES’in Sayın Etem Postacıoğlu’nun Légion d’Honneur Şövalyelik nişanı tevdi töreni münasebetiyle yaptığı konuşma (23 Mayıs 2017, Fransız Sarayı) [fr]

Sevgili Etem,
Hanımefendiler, Beyefendiler,
Değerli dostlar,

Sevgili Etem, kızlarınız, yakınlarınız ve bütün dostlarınızla birlikte bu akşam, Fransa ve Türkiye arasındaki o çok kıymetli ilişkilerin hizmetinde yapmış olduğunuz çalışma ve katkılara hürmetimizi ifade etmek üzere bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyoruz.

Keza Fransa Cumhuriyeti, sizi, Napoléon Bonaparte tarafından ihdas edilen ve nişanların en eski ve itibarlısı olan Légion d’Honneur nişanıyla taltif ederek, liyakatlarınıza minnettarlığını ifade etmek istemiştir.

Bu heyecanı ve dostluk anını paylaşmak üzere bu akşamki törene teşrifleriniz için hepinize teşekkür ederiz.
Gelenek olduğu üzere şimdi, Etem Bey’in hayatının ve kariyerinin öne çıkan yönlerini hep birlikte yad edelim.

Sevgili Etem,
Her ne kadar İzmirli bir ailenin ferdi olsanız da, bu akşam sayenizde bir araya geldiğimiz İstanbul’da, 22 Haziran 1951’de dünyaya geldiniz.
Henüz iki yaşınıza basmamıştınız ki, Paris’in yolunu tutmuştunuz bile.

Paris’e, anneniz ve (Vaşington’dan uzunca bir seyahatten sonra bu akşam törene katılımından dolayı kendisine teşekkürlerimi sunduğum) ablanız Mükrime ile birlikte, mühendislik alanında doktora tahsilini yapmaya giden babanıza eşlik ediyordunuz. Hatta ilk adımlarınızı da, daha sonra başka küçük Paris’li çocuklarla birlikte büyük gölde yelkenli yapmaktan büyük keyif alacağınız, Lüxemburg Bahçeleri’nde atmıştınız.

Babanız bir bilim insanı olarak, sizin de dahil olduğunuz kalabalık bir avukatlar sülalesinde, tek istisna idi. Keza, büyükbabanız İbrahim Etem, 1923 yılında Mustafa Kemal Atatürk Türkler’den bir soyad almalarını istediğinde Postacıoğlu Hukuk Bürosu adını alacak, hukuk bürosunu 1907 yılında İzmir’de kurmuştu. Soyadınız, zamanında İzmir’de postahane müdürü olan büyük büyük babanızdan miras kalmıştır.

Büronun açıldığı dönemde, İzmir, pamuk, ipek ve kuru meyvelerin ticaretinin yapıldığı ipekyolunun bir liman kentiydi. İbrahim Etem’in savunduğu müşteriler, ünlü levanten, Türk ve yabancılardı. Bugün, bünyesinde Arkas Sanat Merkezi’ni barındıran eski Başkonsolosluğumuzun binasının hâlâ bulunduğu « Kordon »’nu inşa eden Fransız şirketin de avukatıydı kendisi.

Cumhuriyetin yılmaz bir savunucusu olan (hatta Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Mustafa Kemal’i evinde bir öğle yemeğinde ağırlayan) İbrahim Etem, İmparatorluğun hukuk sisteminin dönüştürülmesine yaptığı katkılarla da ün kazanmıştır. İyi bir avukat olmak için Fransızca dilini bilmenin ne denli önemli olduğunu çok hızlı bir şekilde kavramıştır ve bu sebeple, amcalarınız olan, oğulları İlhan ve Şükrü beyi Galatasaray Lisesi’ne göndermiştir.

Tabiyatıyla gönlünüz sizi de, 1962 yılında, Galatasaray’a yönlendirmiştir. Hatta bu kuruma girebilme şansızınızı pekiştirmek için, - İngilizce eğitim veren – başka bir lisenin giriş sınavında boş kağıt vermiştiniz. Gelenek olduğu üzere, burada yatılı okuyarak, bu akşam aramızda bulunan, Türkiye’nin eski Paris Büyükelçisi Sn. Hakkı Akil gibi, diğer eksi mezunlarla birlikte, kendi deyiminizle « hayatınızın en güzel yıllarını » geçirdiniz. Ve böylece, Fransızca, sizin, « ikinci anadiliniz » olmuştur !

Galatasaray’dan mezun olduktan sonra, bir hukukçu ve aynı zamanda saygın bir akademisyen olan İlhan amcanız, ısrarla « Paris ve eğlence hayatı » veya « Aix’de hayatın zevklerinden» kaçınmanızı istemiştir ve sizi, Poitiers’de, kadim dostlarından biri olan, büyük Fransız medeni hukuk uzmanı, « mümtaz » hukuk profesörü René Savatier’ye emanet etmiştir.

Poitiers için daha sonraları şöyle dersiniz : « (özellikle Galatasaray’dan sonra !) her zaman eğlenceli değildi ». Birinci yılınızın sonunda bazı dersleri, Eylül döneminde yeniden vermeniz icab etmiştir. İlhan amcanızın (gizlice bulunduğu) ricası üzerine, René Savatier sınav kağıtlarınızı yeniden okur ve şu kanıya varır : « yeğeninizin hukukla ilgili hiçbir sorunu yok… ancak öyle görünüyor ki bu yıl, ilgi alanı yalnızca hukuktan ibaret olmamıştır ! ».

Poitiers’de, önce lisans ve daha sonra 1976 yılında hukuk alanında yüksek lisansınızı tamamladınız. Ve yine Poitiers’de (kendi deyiminizle amfinin en güzel kızı olan) ve bu akşam aramızda bulunan büyük kızınız Daphné’nin annesi Nicole ile tanışırsınız.

Türkiye’ye döndükten sonra, önce baroda staja başlamadan ve daha sonra İlhan amcanız gibi ders vermek üzere hukuk fakültesinin yolunu tutmadan önce, Nicole ile birlikte İstanbul’un tadını çıkmak için kendinize zaman ayırırsınız. Fakültede hocalık deneyiminizi çok sevmiştiniz. Ve bu tecrübeyi, siyasi gerginlikler 1970’li yılların sonunda üniversitelere kadar sıçramamış olsaydı devam ettirebilirdiniz. Ancak, çok büyük saygı duyduğunuz siyasal bilgiler fakültesi dekan yardımcısı Profesör Ümit Doğanay, 1979 yılında alçakca bir cinayete kurban gittikten sonra, üniversiteden ayrıldınız.

Böylece akademik kariyerinize son verdiniz ve askerlik görevinizi yerine getirmek üzere İzmir’e gitmeden önce, bir süreliğine, Türkiye Ticaret Bankası Genel Müdürü’nün hukuk müşaviri olarak çalışmaya başladınız. Askerde, General’i çok da tatmin etmeyen basın özetleri yapmakla görevlendirildiniz önceleri. Çok geçmeden General sizi, hukuk müşaviri olarak disiplin mahkemesine atar.

Terhis olduktan sonra, İzmir’de kalmaya karar verirsiniz ve tabiyatıyla burada, 50’li yıllarda babasının yerine hukuk bürosunun başına geçen Şükrü amcanızla bir araya geldiniz.

Bahse konu hukuk bürosu halen eski binasındaydı ve amcanız, kasten bir koşulla size, büroda biraz yer açmayı kabul eder : kendi müşteri portföyünüzü oluşturmanız kaydıyla. İlk müşterilerinizden biri de, size haftada bir saatlik bir görüşme atfeden Fransa’nın İzmir Başkonsolosluğu’dur. Perşembe günleri gerçekleşen bu görüşme sırasında yalnızca hukuk konularını görüşmekle yetinmediğiniz, edebiyattan da konuştuğunuz söylendi bana !

Sevgili Etem, siz bilhassa, Turgut Özal’ın 1983 genel seçimlerindeki zaferinden sonra Türkiye’nin girdiği tarihi dönüşüm sürecinin ortaya koyduğu fırsatı iyi değerlendirdiniz.

O dönemde Özal, Türkiye ekonomisini dış dünyaya açar ve bütün şirketleri ihracat yapmaya teşvik eder. Şirketlerin çoğu bunu nasıl yapacaklarını bilmezler. Ayrıca, yabancı dil bilen ve ticari anlaşmalar müzakere etmeye alışık avukat sayısı da yetersizdir. Bu tam da sizin uzmanlık alanınızdır ve, başta Tekfen, Enka, Yaşar ve Süzer holding gibi Türk ekonomisinin kat be kat büyümesinde başlıca rol oynayacak olan ülkenin en köklü şirketleri ile çalışmaya başlarsınız.

Böylece hukuk büronuz, İstanbul’da, ilk başta, çocukluğunuzun geçtiği ve büyüdüğünüz binada, 1992 yılında, bir şube açana dek, iştiraklerinizin sayısı bakımından, gözle görülür bir biçimde büyümeye başlar.

Bu arada haliyle, Fransa ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin de aranan arabulucususunuz. 1995 yılında, avukat Armand Boukris ve yine avukat Monique Rotenberg ile ortaklık kurdunuz. Ofisiniz bir süre, Concorde Meydanı’na bakan Automobile Club’ün üst katında yer aldı.

Tam da o yıllarda, bu akşam her ikisi de bizimle olan, ikinci kızınız Simin’in annesi Fabiola ile tanışırsınız. Simin, çoğunlukla sizin yanınızda büyüdü ve çok kısa süre önce Cenevre’de baccalauréat sınavını verdi. Sınavının sonuçları önümüzdeki haftadan önce açıklanmayacağından, kendisi hiç tasasız bu akşamın tadını çıkarabilir !

2000 yılında, - Paris’teki işleriniz için – Avenue Foch’ta mukim, FTPA-associés hukuk bürosuyla ortaklık kurmaya karar verirsiniz. Bu vesileyle, Michel Rocard, Dominique de Villepin veya Pascal Clément gibi çok müstesna Fransız şahsiyetleri ile birlikte çalışırsınız.

2007 yılında yüzüncü yıldönümünü idrak eden Postacıoğlu Hukuk Bürosu, eş zamanda, uluslararası alanda parlamaya devam etti. İtalya’da Milano’da ve, Almanya eski Cumhurbaşkanı Christian Wulff ile bir ortaklığınızın olduğu Almanya’da.

Postacıoğlu Hukuk Bürosu bugün, Türkiye’nin sınırlarının ötesinde mükemmel bir itibarı olan, İstanbul ve Paris’te 15, İzmir’de 5 ve Milano’da bir adet iştirakı bulanan, hepimizin yakından tanıdığı bir hukuk bürosudur.

Sevgili Etem, bu uzun özgeçmişiniz, Fransa ve Türkiye arasındaki iş ilişkilerinin vazgeçilmez bir mimarı olduğunuzun bir göstergesidir.

Ne zaman Büyükelçiliğimiz, Başkonsolosluğumuz veyahut Business France size başvursa, her zaman gerek avukatlık mesleğiniz sebebiyle, gerekse gönüllü olarak, Fransız ve Türk şirketlerinin yakınlaşması yönünde, uzun yıllardan beri, gayret sarfettiniz.

Katkılarınız sayesinde birçok Türk kuruluş Fransa’da şube açmıştır. Bunlar arasında, Türk Hava Yolları’nın, TÜSİAD’ın, İş Bankası’nın, Stepevi’nin ve daha nicelerinin Paris şubelerini sayabiliriz.

Fransa açısından ise, çok sayıda Fransız şirketinin Türkiye’de şubelerinin açılmasına kolaylıklar sağladınız. Bunlar arasında, geçmişte var olan Crédit Lyonnais, Schneider, Mecaplast, Chanel, Baccarat, Zadig&Voltaire, Decathlon, Gras Savoye, Veolia, Airbus Helicopters’i sayabiliriz. Hatta, Business France’un Odakule’ye ay sonunda gerçekleşecek taşınması hususunda bile İstanbul Sanayi Odası nezdinde müzakerelerde bulundunuz.

Özetle, Türkiye’de iş ve siyaset çevrelerinde sahip olduğunuz üst düzey ilişkilerinizin niteliği sayesinde, birçok Fransız şirketi, bazen zorlu şartlar ve durumlarda da olsa, işlerini geliştirmişlerdir.

Bu arada, bütün bu saydıklarımın dışında, sizin bir çağdaş sanat koleksiyoneri, İstanbul Sanat Bienali’nin bir sponsoru, Fransa’nın Türkiye’deki Ticaret Odası’nın Yönetim Kurulu üyesi, Galatasaray Futbol Kulübünün hukuk müşaviri, İstanbul ile ilgili Michelin yeşil rehberinin yazarı ve Boğaziçi Enstitüsü’nün bir üyesi olduğunuzu not edelim. Ve kim bilir daha başka ne marifetleriniz var da ben burada saymayı unuttum. Bu nasıl bir eklektizm !

Ancak, size özgün ve karizmanızın bir parçası olan bir özelliğinizi saymazsam, bu çizdiğim portre eksik kalır. Avrupa semalarında birkaç saat içinde bir yerden diğerine geçmek için pilotluk lisansınız bulunuyor ancak İstanbul yollarını aracınızla arşınlamak için gerekli sürücü ehliyetiniz yok !

Biliyorum ki kızlarınız Daphné ve Simin, haklı olarak, sizin en büyük gurur kaynağınız.

Sevgili Etem, örnek teşkil eden kariyeriniz ve ülkelerimiz arasındaki müstesna ekonomik ilişkilere katkılarınızdan dolayı, bu akşam Fransa Cumhuriyeti’nin size olan minnettarlığını ve şükranlarını sunmaktan son derece mutluluk duyuyorum.

Sayın Etem Postacıoğlu, Cumhurbaşkanı adına sizi, Légion d’Honneur Şövalyelik nişanı ile taltif ediyoruz./.

Yayınlanma tarihi: 12/06/2017

Sayfa başına dönmek için