Sayın Zülfü LİVANELİ’ye « Officier dans l’Ordre National de la Légion d’Honneur » Nişanı Tevdi töreni münasebetiyle yapacağı konuşma, Perşembe 3 Temmuz 2014, Istanbul [fr]

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Müstesna bir sanatçı, bir dava insanı, aynı zamanda Fransız kültürünün büyük bir dostuna, Sayın Zülfü Livaneli’ye, hürmetlerimizi sunmak amacıyla, sizleri bu akşam Fransız Sarayı’nda ağırlamaktan çok büyük bir onur duyuyorum.

Sevgili Zülfü Livaneli,

Gelenek olduğu üzere, kısaca özgeçmişinizi hatırlatmaya çalışacağım. Çalışacağım diyorum zira bu kadar zengin bir hayatı birkaç kelimeye sığdırmak ne mümkün.

Konya’nın Ilgın ilçesinde dünyaya geldiniz ancak ailevi kökleriniz daha ziyade Karadeniz’in muhteşem bir bölgesi olan, Artvin’in Yusufeli ilçesine dayanır.

Çok erken yaşlarda müziğe ilgi duymaya başladınız. TED Koleji’nden mezun olduktan sonra, yüksek öğreniminize, müzik alanında en saygın kurumlardan biri olan Virjinya Fairfax Konservatuarı’nda devam ettiniz.

Önceleri icra ettiğiniz çağdaş müzikle tanınsanız da, çok geçmeden, kendisini barış ve demokrasi uğruna adamış bir dava insanı olarak ün kazandınız. Keza, siyasi fikirlerinizden ötürü, 1971 askeri darbesinden sonra birkaç defa cezaevine girdiniz. Ta ki 1972 yılında, sürgün hayatın yolunu tutana dek.

Paris’te Commandant Mouchotte Sokağı’nda kısa süre ikamet ettikten sonra, hayatınızda asıl özel bir yer tutacak olan İsveç’e, Stockholm’e yerleştiniz. Atina ve New York’da da yaşadınız. Yurtdışında geçirdiğiniz süre zarfında, Elia Kazan, bugün aramızda bulunamamaktan üzüntü duyan Jack Lang, Arthur Miller, James Baldwin ve Peter Ustinov gibi sanatçı ve aydınlarla tanışıp, birlikte çalıştınız. 1984 yılında Türkiye’ye döndünüz.

Müzik hayatınıza tekrar dönücek olursak, sizden Türkiye’nin Bob Dylan’ı olarak bahsediliyor. 300’den fazla şarkı yazıp bestelediniz, bunun yanı sıra, London Symphony Orchestra’sı tarafından kaydedilen bir rapsodi, hatta bir bale bile bestelediniz. Besteleriniz, Joan Baez veya Maria Farantouri gibi uluslararası şöhrete sahip sanatçılar tarafından yorumlandı. Sanatçı Mikis Theodorakis ile işbirliğiniz, barış ve barışmaya değgin hümanist değerleri savunan bütün insanlara bir örnek teşkil etmiştir.

Nitekim, kültür alanındaki çalışmalarınızın yanı sıra, barış adına yaptığınız katkılar UNESCO tarafından tanınmıştır ve, 1995 yılından bu yana, kuruluşun iyi niyet elçisi görevini deruhte etmektesiniz.

Toplamda otuzdan fazla albüme imza attınız. Fransız kültürüne olan sevginizin, bağlılığınızın bir ifadesi olarak, Aragon’un, Paul Valery’nin hatta Paul Eluard’ın meşhur « ey özgürlük » gibi şiirlerini müziğe uyarladınız.

2010 yılında, Fransa’da Türkiye Mevsimi’ne katılma teveccühünü göstererek, bu çerçevede Paris ve Metz’de Fransız ve Türk hayranlarınızdan oluşan coşkulu bir kalabalığa konser verdiniz.

Izninizle burada küçük bir parantez açarak şahsi bir anıma yer vermek istiyorum. 1999 yılında, Türkiye’deki ilk görevimin sonunda, ülkenizden ayrılıp Brüksel’e atandığımda, buradaki deyim yerindeyse sürgün hayatımda, « zor yıllar » albümünü ve « Mektup » adlı şarkıyı tekrar tekrar başa sarıp dinleyerek, burada geçirdiğim yılları özlemle yad ediyordum. Ailemin birkaç aylığına daha Ankara’da kalması gerekmişti ve o şarkının içinde yer alan « Bir acı gurbet » sözleri o zamanlar zihnimde durmaksızın çınlıyordu.

1982 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazanan dev sanatçı Yılmaz Güney’in « Yol » adlı eserinin, yine Yılmaz Güney-Zeki Öktem ortak yapımı « Sürü » adlı film de dahil olmak üzere, otuz kadar filmin müziğinde de imzanız bulunuyor.

Sayısız konserleriniz arasında, ben, 1997 yılında Ankara’da vermiş olduğunuz ve sizi dinlemeye gelen 500 000’den fazla izleyiciyle, izleyici sayısı bakımından çıtayı çok yukarılara çıkardığınız Türkiye’de verilen en büyük konseri, özellikle hatırlatmak isterim. 2010 yılında, kült şarkılarınızdan bir diğeri « Yiğidim aslanım burda yatıyor »’u Bono ile birlikte seslendirdiğiniz U2’nun İstanbul’da vermiş olduğu ilk konserini de anımsatmak isterim.

Müzikal yapıtlarınız, Türkiye’de olduğu kadar başta Yunanistan, İtalya, Almanya ve Hollanda’da olmak üzere yurtdışında da, birçok kez ödüle layık görülmüştür.

Müziğinizle olduğu kadar yazarlık vasıflarınızla da haklı bir şöhrete sahipsiniz. « Arafat’ta bir çocuk » adlı ilk kısa öykü seçkiniz 1978 yılında yayımlandı ve daha sonra İsveç ve Alman televziyonları tarafından televziyona uyarlandı.

Romanlarınızda, en acı verici sosyal ve tarihi sorunları dahi büyük bir incelik, nüans ve ustalıkla işliyorsunuz. Aklıma özellikle, Türkiye’ye bu ikinci görevim münasebetiyle yeniden döndüğümde çok büyük bir haz alarak okuduğum « Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm », « Serenad » ve « Mutluluk » adlı romanlarınız geliyor.

Romanlarınız, Fransızcanın da aralarında bulunduğu 37 dile çevrilmiştir. Fransa’da, eserleriniz, ünlü yayınevi Gallimard tarafından neşrediliyor. Yapıtlarınız, Türkiye ve yurtdışında, edebiyat alanında çok sayıda ödüle layık görüldü. Romanlarınızın bazıları beyaz perdeye, tiyatroya, hatta operaya uyarlandı. Az evvel Başkonsolosumuza ödünç verdiğim, aynı adlı romanınızın sinemaya çok güzel bir uyarlaması olan « Mutluluk », en çok alkışlanan Türk filmlerinden biridir.

Bununla birlikte, Yaşar Kemal’in aynı adlı romanından uyarlanan « Yer Demir Gök Bakır » ; « Sis », « Şahmaran » ve « Veda » olmak üzere dört adet uzun metrajlı film yönettiniz. « Yer Demir Gök Bakır » adlı yapım, 1987 yılında Cannes Film Festivali’nde « Özgün bir Bakış » dalında gösterildi. « Sis » adlı film ise, Montpellier Festivali’nde Altın Antigone dahil olmak üzere, birçok ödüle layık görüldü.

Sevgili Zülfü,

Bir dava insanı olarak, 2002-2007 yılları arasında, çalışmalarınızı, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde, önce CHP’de daha sonra ise bağımsız olarak yürüttünüz. Özellikle ifade özgürlüğünün daha da genişlemesi yönünde mücadele ettiniz.

Zaman zaman çok yorucu olan bu Meclis deneyiminizin ardından, kendinizi bütünüyle sanatınıza adamaya karar verdiniz. Bu bağlamda, Rumi’nin bir şiirinden uyarlanan yeni eserinizin çok başarılı ve heyecan verici gösterimini, dün akşam, dünya prömiyerinin tanıtıldığı IKSV tarafından düzenlenen Uluslararası Caz Festivali çerçevesinde izleme fırsatı bulduk.

Sevgili Zülfü Livaneli

Olağanüstü kariyeriniz, Fransa ve kültürüyle olan dostluğunuz, barış, özgürlükler ve İnsan Hakları adına verdiğiniz mücadele için, sizi « Officier dans l’Ordre National de la Légion d’Honneur » nişanı ile taltif ediyoruz./.

Yayınlanma tarihi: 04/07/2014

Sayfa başına dönmek için